Öte yandan, artan yemeği çöpe atmadan ikinci bir öğüne dönüştürmek hem tasarruf hem de yaratıcılık meselesi. Baharat depolama saklama konusunda dünden kalanı bugünün yemeğine çevirmenin yollarını sıraladık.
Defter kağıt da olabilir, telefondaki basit bir not uygulaması da. Önemli olan notların aranabilir olması ve her kaydın altında bir sonraki sefer için kısa bir yorum bulunmasıdır.
Bu nedenle, bir tarifin sizde tuttuğu hali kaydetmezseniz aynı lezzeti bir daha yakalamak zorlaşır. Baharat depolama saklama ile ilgili her denemede kullandığınız fırının ısısını, süreyi ve yaptığınız küçük değişiklikleri not almak zamanla kişisel bir arşiv oluşturur.
Döküm ve çelik ürünlerin temizliği farklı yöntem ister; aşındırıcı süngerler yapışmaz yüzeyleri kalıcı olarak bozar. Mühürleme kullanan mutfaklarda düzenli bakım, ekipman ömrünü yıllarca uzatır.
Bu nedenle, kurtarma denemelerinde birkaç şeyi aynı anda değiştirmek sonucu daha da bozar. Baharat depolama saklama konusunda önce tadın yönünü belirleyip tek adım uygulamak, ardından tekrar tatmak en güvenli yoldur.
Öte yandan, fazla tuz, dağılan kıvam ya da kuru kalan doku her mutfakta olur; önemli olan paniğe kapılmadan tek bir müdahale denemektir. Baharat depolama saklama ile ilgili sorunların çoğu sıvı ekleyerek, dinlendirerek veya ısıyı düşürerek toparlanabilir.
Mutfakta en çok tekrarlanan yanlış, tarifi okumadan işe koyulmaktır. Yarıda kalan bir hazırlık, çoğu zaman malzeme israfıyla ve tadı bozulmuş bir sonuçla biter.
Genel olarak, kalan malzeme çöp değil, yeni bir tarifin başlangıcıdır; ekmek içi, sebze sapları ve az kalmış soslar buna örnektir. Baharat depolama saklama konusunda artanları ayrı bir kutuda toplamak, hafta sonu tek bir yemeğe dönüşmelerini kolaylaştırır.
Baharat depolama saklama konusunda kulaktan kulağa yayılan pek çok kural, denendiğinde doğrulanmıyor. Kimi adım gerçekten lezzeti belirlerken kimi sadece alışkanlıktan sürüyor.
Profesyonel mutfakların en büyük sırrı hız değil düzendir; her şey ocağa gitmeden önce hazır bekler. Baharat depolama saklama ile ilgili adımlara başlamadan tüm malzemeyi ölçüp kaselere ayırmak, telaşı ve unutulan malzeme sorununu ortadan kaldırır.
Pratikte, artan yemekler çoğu zaman yeni bir tarifin dolgusuna dönüşebilir; börek içi, omlet, sandviç veya fırın makarnası bunun en kolay yollarıdır. Sulu yemeklerin suyunu süzüp katı kısmını kullanmak, hamur işlerinde ıslanmayı engeller. İkinci gün kullanacağınız porsiyonu ayrı kapta buzdolabına alıp iki gün içinde tüketmek hem güvenli hem lezzetli olur.
Çoğu tarifte et yerine mantar, mercimek, nohut veya bulgur kullanarak benzer doygunluk ve doku elde edebilirsiniz. Süt ürünleri için yulaf ya da soya bazlı alternatifler, yumurta için ise keten tohumu jeli veya nohut suyu işe yarar. Tek dikkat edilecek nokta, umami tadını korumak için domates salçası, soya sosu veya kurutulmuş mantar gibi lezzet artırıcılar eklemektir.
Dinlendirme, hamurlarda glütenin gevşemesini, etlerde ise sıvının lifler arasına yeniden dağılmasını sağlar; bu yüzden atlanınca doku sertleşir. Yemeklerde ise baharatların malzemeye işlemesi için ocaktan aldıktan sonra birkaç dakika beklemek tadı belirgin biçimde derinleştirir. Tarifte belirtilen bekleme süresini pişirme süresi kadar ciddiye almanız sonucu doğrudan etkiler.
Sonuç olarak, ilk denemede az malzemeli, tek tencerede pişen ve bekleme süresi kısa olan tarifleri seçmek en mantıklısı. Böylece hem teknikleri öğrenirsiniz hem de bir hata olduğunda nedenini kolayca fark edersiniz. Birkaç başarılı denemeden sonra hamur işi, mayalı veya çok aşamalı tariflere geçebilirsiniz.
Pratikte, keskin bir şef bıçağı, geniş tabanlı bir tencere, kalın tavan bir tava ve hassas mutfak terazisi neredeyse her tarifin temelini karşılar. Fırın ağırlıklı çalışıyorsanız derin bir borcam, tel ızgara ve pişirme kağıdı işleri kolaylaştırır. Blender veya rondo şart değildir ama püre, sos ve hamur işlerinde ciddi zaman kazandırır.
En yaygın hata, tencereyi ya da tavayı gereğinden fazla doldurup malzemenin kızarmak yerine kendi suyunda haşlanmasına yol açmaktır. İkinci sık hata ise tuz ve baharatı tek seferde başta eklemek; oysa pişirme sırasında sıvı azaldıkça tat yoğunlaşır. Ayrıca fırın ya da yağ yeterince ısınmadan malzeme eklemek, dış yüzeyin mühürlenmemesine ve yemeğin yağ çekmesine neden olur.
Ankara mutfağından süzülüp gelen bu lezzeti evinizde yeniden canlandırmak, hem pratik hem de misafirlerinizi şaşırtacak kadar keyifli.